Made in Turkey Türkiye müzelerinden, özel koleksiyonlardan ve sanatçı atölyelerinden bir araya getirilmiş başyapıtlar ve güncel çalışmalarla aralarında doğrudan sergi bağlamında çalışılmış eserler bulunan 30 yıllık çağdaş Türk sanatını sanatseverlerle buluşturuyor. Dört kuşaktan 50 sanatçının çağdaş Türk sanatına bakış olanağı sağladığı bu sergide, 1978'den günümüze 30 yıllık sanat üretiminin konumları belirleniyor.

Bu yılki Cannes Film Festivali'nde En İyi Yönetmen ödülü Türkiyeli film yapımcısı Nuri Bilge Ceylan'a verildiğinde o duygularını şu dokunaklı sözlerle dile getirdi: "Bu ödülü, deliler gibi sevdiğim o yanlız ve güzeller güzeli ülkeme ithaf ediyorum". Ceylan'ın filmleri de bu sergide gösterilen sanat eserleri gibi tarihiyle, kültürüyle ve insanlarıyla dantel gibi örülmüş Türk toplumundan etkileyici portreler üzerine. Avrupa kültürünün beşiği olan bu ülke hakkında, 20. yüzyılda gösterdiği gelişme ve Batı ile Doğu arasındaki jeostratejik önemi hakkında Almanya'da ne kadar az biliniyor? Sanat her ne kadar bunu ancak belli sınırlar içerisinde değiştirebilse de, ne hayret vericidir ki, Almanya'daki özel ve kamusal sanat koleksiyonlarında Türk sanatçıların eserlerine rastlamak neredeyse hiç mümkün değil.

Serginin ilk bölümünde, 1970'lerin sonlarında Türk sanatçılığının eğilimlerini ve hareketlerini gözler önüne seren çalışmalar bulunuyor. Kuşakları aşan diyaloglar ve gittikçe değişen estetik, toplumsal ve politik konumlar izlendiğinde sergi, anılarla bugünü, kendini ve ötekini birbiriyle buluşturan bir tefekkür mekânına dönüşüyor. Daha 1920'li yıllarda Aby Warburg'un kültürler aşırı araştırmalarında dile getirdiği gibi, bu tür düşünce mekânları sanatın müşterek bir tablo belleğinin ifade şekli olduğu deneyimi ve kendiyle ilişkilendirilmesi şansını vermektedir.

Birey ile kamu arasındaki diyalogu betimleyen, toplumsal değişimin yoğun sürecini yansıtan ve geçmişinin temeli üzerinde felsefi ve estetik konumları çizimleyen sanatsal çalışmaların yanı sıra Made in Turkey, kültürel sınırlara aldırış etmeden bize doğrudan hitabeden ve bizi uyaran farklı sorgulamalara yeni bir bakış açısı getiriyor. Sergide anavatan, veda ve yabancılığı, yaban ellerde kimlik sorgulaması ve gelecek konularını anlatan çalışmalar bulunmakta. Diğerleri ise yaratılış miti, kozmik dünya düzeni, hatta var oluşun kaynağındaki mantık tanımı logos anlatılarını irdelemekte. Toplumsal adalete, insani değerlerin kayboluşu sorunlarına, ayrıca bugünün tüketim ve medya dünyasında özel ile kamusal arasındaki sınırların kaydırılmasına da değiniliyor. Çağdaş Türk sanatının gösterdikleri başka konular ise gerçeğin mahrem algılanması, "kendindeki adalar", özelliğin içe dönük ve gizli yerleri. Türkiyeli sanatçılar bir başka bakışla ve başka görüş açısından Yakındoğu ve Ortadoğu'da güncel çatışma potansiyelini ve Avrupa ve dünyanın geri kalan kısmı ile diyalogu yansıtmaktalar. Çoğu sanatsal çalışmalar küreselleşmenin getirdiklerini öfke ve protestoyla karşılarken hepimizi yakından ilgilendiren bir çağdaşlık örneği olarak çağdaş Türk sanatında politik yükümlülük üstlenmenin de altını çiziyorlar.